Şubat 24, 2012

"BEN" olabilmek..

ama ben yıkıcıyım ama
ama kendini bilmez değilim
yaşamak istiyorum sadece
kendi savaşlarım uğrunda 
ben sadece ben sadece ben olmak istiyorum
ışık hızı ile geçen zamanı
yaşamak belki de çok zor
korkuyorum ben geçmişten 
korkuyorum gelecekten
ben sadece ben sadece ben olmak istiyorum


Bir insanın kendisi olabilmesi..
Bir insanın kendisi olabilmek için savaşmasının gerekmesi..

Tuhaf geliyor aslında bir insanın kendisi olmaya çalışması, üstüne bir de bunun için savaşması.. Yani kendin olabilmek bu kadar basitken nasıl oluyor da bu derece zorlanıyoruz bireysel isteklerimizi hayata geçirmekte? Akla uygun görünmese de çevresel etkiler yüzünden birçok isteğimizi ya erteliyoruz ya da asla yapmıyoruz. Neden peki? Ya annemiz, babamız, kardeşimiz, amcamız, babaannemiz, iş arkadaşlarımız, okul arkadaşlarımız, Sarı Çizmeli Mehmet Ağa'mız ne der diye durduruyoruz kendimizi ya da harekete geçiyoruz ancak bu kişilerin bizzat müdahalesi ile durduruluyoruz.
Hayatımızdaki insanları bu derece müdahil yapan nedir?
Neden kişisel alanlarımızda taciz ediliyoruz?
Neden bana yaklaşma sınırını belirlediğim insan haddini bilmeksizin ve benim müsadem olmaksızın daha da fazla yaklaşmaya çalışıyor?
Neden, neden, neden ha neden?

* Gökyüzümün ne renk olacağını en iyi resim öğetmenim bilir. Mesela benim gökyüzüm yeşil olamaz, mavidir ya hani gerçekte, ben yeşil bir gökyüzü hayal edemem. Edersem, cısssss!

* - Anne, ben beyaz etek istiyorum.
   - Aaaa kızım, çabuk kirlenir o.

* Odamın duvarlarına astığım posterlerime karışır birileri mutlaka. Tuhaf müzikler de dinliyorum zaten kedi kesebilirim.

* - Baba, ben sinemaya gideceğim arkadaşlarımla.
   - Televizyonda izle filmi ne yapacaksın sinemayı?

* Google "Çocuk nasıl yapılır?" yazdım ---> "Doktor Bey/Hanım söyleyin ne olur oğlum/kızım sapık mı olacak?"

*  Hangi bölümü, hangi üniversitede okuyacağımı en iyi annem babam bilir. Mezun olunca hangi sınavlara girip nerede çalışacağımı da..
    Bana en uygun kızı annem ve varsa kız kardeşlerim bilir. Evlenirsem karımın bana neler pişirmesi gerektiğini de..

Size de biraz fazla etki altında hayatlar yaşıyormuşuz gibi gelmiyor mu? Tabi ki insanların görüşlerine değer vermemiz ve kulak asmamız gerekir belli ölçülerde. Ancak bu görüşler zaman zaman hayatlarımızın kanunu haline geliyor ve bizleri içinden çıkamayacağımız durumlara sokuyor. Hareket etmek isterken, hareket edemiyoruz. Çünkü birilerinin her zaman diyeceği bir şeyler oluyor ve sanırım birileri her zaman en doğrusunu biliyor. Oysa "BEN" olabilmek, "BİREY" olabilme ve toplumda kendin olabilme anlamında büyük önem taşıyor ve çok da kıymetli. Bana çelişkili gelen şey, doğa çeşitlilik için uğraşırken doğanın bir parçası olan insanın, çeşitliliğe, farklılığa neden karşı çıktığı; onu kendine benzetmeye çalıştığı.. Buna anlam vermek beni zorluyor..

Toplumda bir şeyler bir akım haline geliyor ve insanlar bu akımların bir parçası olmaya çalışıyor. Buraya kadar söyleyeceğim bir şey yok. Eğer birisi, bunu kendi için doğru buluyorsa yapmalı da zaten. Ben bunun dayatma - örneğin anne-baba tarafından çocuğa doktor olma konusunun dayatılması gibi - olması durumunda zararlı olduğunu düşünüyorum. Hem de ne zarar!

Her farklılığı yargılıyoruz.. Yadırgayabiliriz ama sanki yargılayamayız ne dersiniz?

İnsanlar ben olabildikçe birey olmaya başlayacaklar bence. Ve bence bu sağlam bireyler, bu kendi olabilen bireyler bulundukları toplumları ve insanlığı ileriye götürecekler. Birey olmak, kendi kişisel alanını bilmek yanında, karşısındaki kişinin de kişisel alanına saygı duyma ve sınırı geçmeme yetkinliğini kazandıracaktır insanlara. Bu da doğal yollarla uygarlaşmaya ulaştıracaktır bizleri..

Kişisel alan ihlallerinin yapılmadığı güzel günlere.. :)



Yorum Gönder