Şubat 04, 2012

Kadınlara Hiciv - Kısım 1


Bilen bilir ya kadın-erkek ilişkilerinde erkeklerin tarafını tutarım genelde ve lüzumsuz feminizmden nefret ederim. Anlaşılmak için ifade etmek, anlayabilmek için dinlemek gerektiğini düşünürüm ve bunu hayatıma yaymaya çalışırım. Pek çok kadının aksine ima etmeyi, lafı dolambaçlı şekillerde söylemeyi kadınlığın bir öğesi saymam. Anlaşılmamak üzerine bir hayat kurulur mu yahu?! Bu kadına gizem mi katıyor da kadınlar buna yöneliyorlar? Hiç sanmam!! Bunun kadına kattığı "çekilmezlik" oluyor bana kalırsa. Hatta büyük harflerle ve heceleyerek "ÇE-KİL-MEZ-LİK".

Bana göre doğa ve aynı zamanda içerisinde bulunulan toplum kadına ver erkeğe roller biçer. Kadın ve erkek bu rolleri benimsediği sürece sorun çıkmaması gerekir. Toplumumuzda kadınlar, maddi güçlerini kazandıkça erkekleşmeyi seçiyorlar sanki. En azından benim gözlemlediklerim bu yönde. Erkekleştikçe yalnızlaşan kadınlar görüyorum. Ve erkek olamadıkça saldırganlaşan erkekler.. Can Dündar'ın bir söyleşisinde okumuş hak da vermiştim, net cümlelerle ifade edemeyebilirim ama soru bunun gibi bir şeydi: "Bir erkek ne zaman erkek olduğunu hisseder?" Can Dündar'ın cevabı ise şöyleydi: "Kadın ona hissettirdiği zaman." Aslında yaşadığımız toplumdaki sancılı ilişkileri azıcık irdelemeyi, gözlemlemeyi başarabilirsek bu sonuca kolayca ulaşabiliriz. Burada amacım "Kadınsız bir hiçsiniz erkekler, hahayt!!" demek değil kesinlikle. Burada, kadının rolünün önemini, kıymetini anlatmaya çalışıyorum. Çünkü bence, erkek bireyin toplumdaki yerini kadının tavrı ve tutumu çok büyük bir oranda etkiliyor. Kadın nasıl bir tavır sergiliyorsa erkek ona göre davranıyor çoğunlukla. Bunun üzerine özellikle düşündüm ve geçmişimi sorguladım. Tecrübem bu söylediğimi doğrular yöndeydi. Şöyle ki; lisede erkek arkadaşlarımızın yoğun olduğu bir ortamdaydık ve erkekler yanımızda konuşmalarına, hareketlerine dikkat etmek için bir neden görmezdi. Biz de sorun çıkarmazdık sorun çıkarılacak bir durum oluşmadıkça. Tabi o dönemde bunu bilerek mi yapıyorduk yoksa yaşın getirdiği, kendini ortama kabul ettirmeye çalışmaktan mı ileri geliyordu bilemiyorum. Neyse, gel zaman git zaman üniversite sıralarında oturmaya başladık. Bir baktım ki erkekler hâlâ aynı. Bir sorun vardı sanki. Bir arkadaşım vardı hiç unutmam, mütemadiyen kafama vurmaya çalışıyor. En haz etmediğim şeydir belki de.. "Hooop, dur bakalım ne yapıyorsun?!" diye çıkışınca da afallayan birini gördüm karşımda. "Bu yaptığından hoşlanmıyorum, yapma bunu." deyince daha da bir afallama. Yahu bana vurmaya çalışıyorsun sebepsizce ve karşı çıkınca da şapşallaşıyorsun! Benim bu tavrım karşısında ne yapsa beğenirsiniz?! Belki de aylarca benimle konuşmadı :) Ama orada ben çok büyük bir şey anladım: İNSANLARIN SINIRLARA İHTİYAÇLARI VARDIR, SINIRSIZ ÖZGÜRLÜK ZARAR VEREBİLİR. Tabi tek anladığım bu değildi. Bir de şunu anladım: Bir erkeğin sana olan tavrı, seninle ilgilidir(haddini aşmaya meyilli, münasebetsizleri bunun dışında tutuyorum bu arada). Sonra bu gözlemimi genele yaymaya ve denemeye başladım. Gördüm ki, kadın olduğunu, daha doğrusu ondan farklı cinsiyette olduğunu basit bir şekilde gösterdiğinde erkek ona göre tavır alıyor. Bu hayat tecrübesi, gezip görmüşlüğü az erkeklerde dahi aynı şekilde işliyor. O yüzden kadın, kadın gibi; erkek de erkek gibi davranmalı bana göre. Pek tabi birbirimizin işlerini yapabilecek varlıklarız. Benim anlatmak istediğim cinsiyetin özünü kavramak, onun yüklediği şekilde davranmakla ilgili. Doğanın bize kodladığı gibi yaşamaktan bahsediyorum, basit bir şekilde. Ve sanırım hayatlarımızın zorluğundan pek şikayetçi biz insanlar bunu görebilirsek bir "Oh!" diyeceğiz.

Erkeklerin tavrının oluşmasında kadınların büyük rolü olduğunu söylemiştim yukarıda. Bu anlamda erkek annelerine çok büyük görevler düşüyor. Ne yazık ki, toplumumuz erkek anneleri, kıymetli oğullarını genellikle el üstünde büyütüp; gak deyince su, guk deyince yemek vererek yetiştirdiği için bu tavır ileride, hayatlarında, hem kadın-erkek hem toplumsal hem de iş hayatlarında sağlıksız hallere sebep oluyor. Hiç dikkat ettiniz mi bilmiyorum ama aynı annelerin yetiştirdiği kızlar daha cesur, daha iş hâlledebilir ve daha özgüvenli oluyor. Tabi aynı şekilde yetiştirilen kız çocukları da yok değil hayatımızda. Mesele çocuğun birey olmasını sağlayacak ortamı oluşturmakla ilgili. Kız ya da erkek farketmiyor aslında, anne çok büyük bir etken. Ben burada erkekleri irdelediğim için onlardan bahsediyorum. Bu arada konu anlamak, anlamamaktan buraya nasıl geldi çözemedim : / :)


Konumuza geri dönersek, erkekler genelde kadınların bir şey anlatmaya çalışırken dolambaçlı yolları tercih edip kendilerinin hiçbir şey anlayamadıklarından ve kaçınılmaz olarak trip çektiklerinden dertlenirler. Haklılar da aslında.. Kesinlikle haklılar.. Çünkü ben de bazen hemcinslerimin bu halleriyle rastlaşıyorum ve devrelerim yanıyor :) Şaka şaka, ben %90 anlayabiliyorum ama hakikaten anlayamadığım ve de anlam veremediğim zamanlar oluyor. Çaresiz soruyorum, çözebilmek adına. Yalnız vurgulamadan geçemeyeceğim; burada anlaşılmak isteyenin, anlaşılmamak için gösterdiği başarı takdire şayandır. Tapıyorum size kızlarrrrr!!! (= Velhasıl, anlaşılmak için bir şeyler söylemiş kadını anlayamayan erkeğin sonu, ne olduğunu anlayamayıp surat çekmek oluyor. Olay böyle gelişince, erkekleri haklı buluyorum ben. Anlaşılmak istiyorsan açık açık konuş be kadın! :) Su istiyorsan, "Susadım." deme mesela; "Su getirir misin?" de..

Pekiii, bu durumdan bıkan erkekler neden açık bir şekilde ifade edilen bir şeyi de anlamazlar? Biri de bunu bana açıklasa ya! Yani sorum şu: "Neden net olarak ifade edilmiş bir ihtiyacı da anlamıyor ve karşılamaya çalışmıyorsunuz? Neden duymuyorsunuz? Sağır mısınız, yoksa mış gibi mi yapıyorsunuz?" Bu ihtiyacı karşılamak istemiyor da olabilirsiniz pek tabi. İstemediğinizi dile getirmeye ne dersiniz? Burada kadınlar gibi siz de ima etmek yerine doğrudan söylemeye ne dersiniz? Çok mu zor ki?

Devam edecek..

Yorum Gönder