Şubat 02, 2012

"Hayallerimiz ne kadar büyükse, hayal kırıklıklarımızın çıkardığı gürültü de o denli ağır mı olur?"

Bu yazımın başlığı arkadaşıma ait. O böyle bir cümle kurunca, ben de böyle karşılık vermiştim: "Aslında olmaması gerekir. Kırıklıkla karşılaştığımız zamandaki algılarımızla ilişkili olmalı bu. Zor bir dönemde karşımıza çıkan bir şeyse, elbette gürültüsü çok olacaktır.."

Belki de hayallerimizden doğan beklentilerimiz karşılanmadığı için kırıklıklar yaşıyoruzdur diye düşünüyorum bazen, bir arkadaşımın her zaman vurguladığı bir şeyi düşünerek. Haklı olabilir mi ki? Hayaller beklentileri doğuruyor ona göre ve bunlar gerçekleşmeyince üzüntü kaçınılmaz oluyor. Gerçekleşmesi imkansız hayaller kurulmamalı ve beklentiler içerisine girilmemeli diyor hayatta. Peki, hayat hayal kurmaksızın sürdürülebilir mi acaba diye bir soru düşüveriyor insanın aklına. Ya da hayaller bu kadar tehlikeli ise, çünkü kırıklıkları ağır olabiliyor, neden hayalini kurmamış olduğumuz bir şeyi olduramıyoruz? Biliyoruz ki, bir isteğimizin ya da hayalimizin gerçekleşmesi onu gerçekten istememizle doğru orantılı ancak bu çok istediğimiz bir şeyin olacağı anlamına da pek gelmiyor.



Tuhaf çelişkilerle çeviriyor hayat etrafımızı. Belki de bu çelişkiler hayatın dinamikleridir, sürdürülebilirlik kaynaklarıdır. Her şeyin tezatıyla var olması gibi; iyi ile kötü, güzel ile çirkin, kadın ile erkek, ahlak ile ahlaksızlık gibi.. Yaşamak için hayalleri kurup gerçekleşmemeleri durumundaki acıyı göze alabiliyoruz. Karadul örümceğinin erkeğinin, çiftleştikten sonra, büyük olasılıkla, öldürüleceğini biliyor olup yine de türünün devamlılığını sürdürmek için dişisiyle çiftleşmesi nasıl da büyük bir çelişkidir! Bir yaşamın oluşması için bir yaşamın yok olmasının gerekliliği.. Ya da çelişki değil midir ki? İkilemde kaldım şu an..

Kırıklığının oluşma ihtimaline rağmen hayal kurup beklentiye girmeye meylimizin en açık ifadesi ölecek olmamızı bilmemize rağmen yaşıyor olmamızdır herhâlde, ne dersiniz?
Özdemir Asaf boşuna dememiş olmalı: "Kaybedeceğini bile bile neden mücadele ediyorsun dedi, öleceğini bile bile yaşadığını unutmuştu o an. Bozmadım...." diye..

Sonuç olarak insanlar, güzel hayallerini güzel şeylere ulaşabilmek için kuruyorlar, ulaşamadıklarında da kırıklıklarını yaşıyorlar. Ve sanırım hiçbir kırıklık, ulaşma ihtimali olunan hayalden daha büyük olamıyor. Yoksa durmadan hayal kurar mıydı insanoğlu? Ve galiba bu şartlar altında Özdemir Asaf tekrar konuşmalı:

gelmesen önemli değil,

gelsen önemli olurdu`

gelmemen benim büyük yalnızlığımı doldurdu.


Olmasan önemli değil, olsan önemli olurdu ;)
Yorum Gönder