Mart 23, 2012

Pervasız yargılamalar..

Sevgili Bingöl Elmas'ı bu yıl Ankara Film Festivali'ne katıldığı belgesel sayesinde oldukça geç bir zamanda keşfettim. Bu durum benim için üzücü olsa da, yaşadığımız çağ, yapımların geriye dönük olarak saklanabildiği bir çağ ve dolayısıyla çağdaşı olduğum ve olmadığım birçok şeye rahatlıkla ulaşabildiğim için bu geç kalınmış keşif yüzünden çok fazla üzülmüyorum. "Zararın neresinden dönülürse kârdır" sözü şu an daha bir anlam kazandı benim için.

Facebook'taki profil sayfasında - http://www.facebook.com/bingol.elmas - rastladığım söz bu aralar yaşadığım bir olay için oldukça mânidar benim için.

'Ve nasıl tek bir yaprak bile sararmazsa bütün ağacın sessiz bilgisi olmadan, kusur işleyen de hepinizin gizli iradesi dışında kusur işleyemez' 

Halil Cibran

Biz insanlar doğamız gereği başkalarının kusurlarını ya da başka bir ifadeyle kendi anlayışımıza ters düşen tavırlarını veya tutumlarını yargılama konusunda çoğunlukla aceleci ve pervasızca davranabiliyoruz. Zaman zaman köşeme çekilip bu şekilde davranan insanları izlediğimde dehşete kapıldığım oluyor doğrusu.. Hayat insanlara farklı farklı sınavlar sunuyor ve bu sınavların hepsini başarıyla veremiyoruz. Başarılı olamamak birçok sebepten kaynaklı olabilir. Peki başarının kıstası nedir? Çok genel bir bakış açısıyla bakılırsa başarı, toplumun genel kabullenmelerine gösterilen uyum olarak kabaca ifade edilebilir, ki bence kesinlikle kıstas bu değildir. Bu şekilde tanımlamamın sebebi yargılamaların bu kabullenmeler yüzünden ortaya çıkmasındandır.

Bir insanı yargılayıcı ifadeleri kullanmak o kadar basit ki.. Asla düşünmeyiz mesela içimizdekini kusmak için, bize ters düşen bir durumsa söz konusu olan. Hâlbuki karşımıza çıkan, hoşumuza gitmeyen bu olayın baş rollerinden biri olmamız hayatımızın herhangi bir evresinde pek tabii mümkün olabilir. Ve ne yazık ki insanlar vaktiyle yargıladıkları olayların içinde bizzat bulunmadıkça karşısındakini anlamaya çalışma heveslisi olmuyor. Bu yüzden ben her zaman şöyle düşünürüm kendi kendime: Herkes, her şeyi yapabilir. Herkes adam öldürebilir mesela, hırsızlık yapabilir, kavga edebilir, birini yaralayabilir, birine tecavüz edebilir,.. İnsanların her şeyi yapabilecekleri düşünüyorum, çünkü her şeyi yapabilecek potansiyelleri kendilerinde barındırdıklarına inanıyorum. Mesele var olan bu potansiyellerin nasıl yönlendirildiğidir, kişinin kendini nasıl eğittiğidir ya da kusurun ortaya çıktığı zaman dilimidir. Köşelerinizi törpülemiş, kendinizi iyi eğitmiş biri olabilirsiniz ama öyle bir zaman gelir ki yapmam dediğiniz bir şeyi yaparsınız. Yaparsınız yani.. Basitçe "insanlık hâlleri" diyebiliriz buna.

İnsanlık hâlleri insanlar içindir ve bu hâller yargılanamazdır bana göre. Yadırgayabiliriz tabi ki, ancak yargılamanın doğru bir tavır olduğunu düşünmüyorum. Yargılamalar ağır cümleleri beraberinde getiriyor genelde. Hâlbuki olayın oluşmasındaki etkenlerin irdelenmesi ve kişiye öyle yaklaşılması daha insancıl gibi.. Doğada bir olayın ortaya çıkmasını ele alalım mesela. Yağmur hiçbir değişkenden etkilenmeksizin mi yağıyor ya da sular neye göre daha hızlı ya da daha yavaş buharlaşıyor?


Bu gösterimler, yağmur oluşumu için bile bir çok değişkenin bir araya gelmesi gerektiğini kanıtlar nitelikte. Aslında doğaya bakınca çok daha fazlalarını görmek mümkün. Sadece dikkat etmek ve farkında olmak gerekiyor.

Burada varmak istediğim sonuç, bir hareketin bir insan tarafından yapılması için, görülen ya da görülmeyen, bir çok değişkenin bir araya gelmesi gerektiğidir. Sanırım bunu gözardı etmemek gerekiyor. Halil Cibran'ın sözü de tam olarak bunu anlatır nitelikte.

Yargılamadan önce düşünmek iyi bir adım olabilir sanki.. Zira insan bilgelik basamaklarını kolay kolay geçemiyor.

Son söz:

"İnsanca davranışlar insanlara özgüdür ve onların her zaman doğru yapacaklarına ilişkin bir kural yoktur. Filozofun dediği gibi:

Homo sum, humani nil a me alienum puto.
İnsanım, ve insanca olan hiçbir şey bana yabancı değildir."










Yorum Gönder