Nisan 19, 2012

Elma ile armut arasındaki hiyerarşi..

Bu ülkede her mezun için işler zordur. Çünkü işveren genelde ne istediğini bilmez, bölümlerin kaç yıllık olduğunu, hangisinin hangi amaca hizmet ettiğini bilmez,.. Bilmez de bilmez.. Baştan kafasında sınıflandırma vardır bir kere.. Tuhaf bir şekilde farklı şeyleri büyüklük bakımından sıralamaya çalışır. Söylesenize elma, armut ve muz arasında hiyerarşik bir sıralama yapabilir misiniz? İşte bunu bu ülkede çok yaşarsınız. Bu ülke insanı her şeyi sıralayabilir.. O yüzdendir anne-babaların oğlum doktor, mühendis çıkacak diye böbürlenmeleri ve yine o yüzdendir çocukları sosyal bilim mezunu olanların çocuklarının mezuniyetlerinden utanmaları.. "Tıp mezunu > X mühendisliği mezunu > Felsefe mezunu"dur çünkü. Şunların arasında biri bağlantı kursa ya! Bir tıp mezunun çok zeki olduğu iddia edilir, muhakkak da öyledir ama bu felsefe mezunun ondan aşağı kalacağını ispatlar mı ki?

Lisede bölümlere ayrılırdık mesela. Sayısal okuyanlar en kafalılar, eşit ağırlık okuyanlar orta hâlli, sosyal bilim okuyanlar ise neredeyse akılsız olarak tabir edilirlerdi. Bir de yabancı dil vardı, oraya da bunların hiçbirinden anlamayan tipler giderdi. Böyle bir algı oluşması tuhaf gelmiyor mu? Bu insanların farklı alanlara yetenekleri olması ihtimâli kimseyi düşündürmüyor mu acaba? Hiç başarı gösterememesine ve ilgisi olmamasına rağmen zorla sayısal okutulan arkadaşlarım vardı benim, eminim sizin de vardır.. 

Daha çocukluktan başlar bizde salak olmalar. Matematikten anlamıyorsun ya kesin aptalsındır! Güzel resim yapıyor olman, spora yetenekli olman hikayedir. Onlar gereksizdir çünkü, sadece uğraştır onlar. Onlardan meslek olmaz.. Bu böyle sürer gider, üniversiteye gelirsin aynı şeyler olur. Temel bilimlerde okuyanlar tembel, sosyal bilimlerde okuyanlar kafası bir şeye çalışmayan sözelcilerdir genelde. Hiç değişmez.. Bizzat şahit olan biriyim ben de.. Hâlâ da zaman zaman şahit olurum.. Kimse düşünmez mesela tutkuyla bağlı olabileceğinizi, yeteneğiniz olduğunu,.. Zaten sistem de harcar sizi genelde, abuk sabuk bir yerde abuk sabuk bir iş yaparken bulursunuz kendinizi.. Tutunması güçtür çünkü, herkes kolayca altından kalkamaz.

Ne örnekler vardır kimbilir.. Üniversite mezunu olabilmek zaten bir dertken, temel bilim mezunu olmak daha büyük derttir örneğin.. Temel bilimler (fizik, kimya, biyoloji ve sanırım matematik de bunların içinde), bilgiyi üretir; uygulamalı bilimler ise (mühendislik bilimleri mesela) bilgiyi hayata geçirir. Ancak bu, salt üretici temel bilim, salt uygulayıcı da uygulamalı bilimdir anlamına gelmez. Zaman zaman rollerin değiştiği de olur mutlaka. Ama bunu neredeyse kimse bilmez. İşveren bilmez, işe alım uzmanı bilmez.. O yüzden şöyle ilanlar verirler: 

  
Yani bir firma, hem de sektörün önde gelenlerinden bir firma, kimyager ya da eczacı arayıp, mezuniyetinin eczacılık ya da kimya mühendisliği olmasını isteyip, daha sonra da yüksekokul mezunu olmasını nasıl bekleyebilir? Siz karar verin..

Bu işlerde bir gariplik var.. Ben bu ülkedeki birçok şeyi sistemsizliğe bağlıyorum, bu da öyle sanırım..


Fen fakültelerinde iyi eğitim verildiği doğru ancak öğrenciler uzmanlaşmamış olarak mezun oluyorlar ne yazık ki.. Her alandan az ya da çok bir şeyler bilerek mezun oluyor fen fakültesi mezunları ancak sonuç "Her şeyden bir şey netice hiçbir şey oluyor." Size kimyanın dallanmalarından bahsedeyim mesela; çevre kimyası, gıda kimyası, ilaç kimyası, petrokimya, metal kimyası,.. Çevrede, çevre mühendisi; gıdada, gıda mühendisi; ilaçta, eczacı; petroda, petrol mühendisi; metalde, metalurji mühendisi istihdamı var. Soru şu: İşveren ne yapsın uzmanlaşmamış kimyageri uzmanı varken? Ben olsam ben de almam.. Diyeceksiniz ki yüksek lisans yapsın, kendi araştırsın, ayrıca kurslara falan gitsin,.. Hepsi mümkün.. Ancak yüksek lisans ve kurslar biraz daha külfet demek, bireysel araştırma da her zaman yeterli olmaz. Üniversite bu talebe cevap vermeli bence lisans süresince.. Sonrası kişinin imkânlarına, isteklerine kalmalı. Herkesin şartları aynı olamıyor ve yüksek öğrenim asgariyi sağlamalı bana göre..  Eğitim fakültesinde coğrafya okumuşsanız ek bir şey yapmadan doğrudan öğretmenliğe başlayabilirsiniz NŞA :) - normal şartlar altında - (bütün diğer değişkenleri ayrı tutuyorum; atama olmaması, dersanelerin sömürü mekânları olması, az maaş çok iş olması, çok mezun olması.. salt yeterlilikten bahsediyorum). Çünkü uzmanlaşarak mezun olursunuz. Neden fen fakülteleri (sanırım iktisadi bilimler de böyle) bu mantığın dışında tutuluyor? Yani neden lisans eğitimim sonunda, bunu biliyorum diye mezun olamıyorum ben bir uzman doktor gibi? Üniversite eğitimim neden, en azından, asgaride yaşamama yetmiyor? Asgari ücretle çalışmama yetiyor ama yehuuuu(!) Aklıma gelmişken söyleyeyim, eczacılar bu ülkede ilaç geliştir(e)miyordu değil mi? Aaa evet, haklıyım galiba.. Genelde onları satan tarafta olmak zorundalardı.. Bu size de bir sorun gibi gelmiyor mu?

Fen fakültesi mezunu olduğum için ben kendi bölümümü anlattım, onu biliyorum çünkü, onun zorluklarını yaşadım, yaşıyorum.. Bu durum birçok bölümde aynıdır sanırım. Sistemsizlik kanımıza işlemiş, kurtulamıyoruz.. Kurtulsak bi, ah kurtulsak.. Şu an olduğumuzdan kat be kat ileride olacağız..
Bunları düşünen var mı?
Düşünmeye başlasanız iyi olabilir, bence yani..





Yorum Gönder