Nisan 19, 2012

Labels are for clothes, NOT for people!

Dün gece bir film izledim, Zenne.. Dört sene kadar önce öldürülen Ahmet Yıldız'ın hikayesini arkadaşları anlatmış, ne de iyi etmişler.. İnsanın içine dokunan hesaplaşmaları, olağandan farklı olmanın verdiği suçluluğu, bunu saklamak zorunda olmayı hissedişleri.. Çünkü, filmde de söylendiği ve sonrasında yaşandığı gibi "Dürüstlük seni öldürebilir." Ne yazık ki bu şekilde yaşamak zorunda olan sen varsın, ben varım, biz varız.. Merak ediyorum farklılığın bizleri neden bu kadar ürküttüğünü.. Karşımızdakini sadece bir insan olarak değil de yapıştırdığımız yafta ile görmenin gerekçesini de merak ediyorum sıklıkla..

Tuhaf geliyor ille de bir şey olmak zorunda olmak..
Bilen bilir, çok severim türküleri. Lisedeyken, bir gün türkü dinliyordum, bunu gören bir arkadaşım solcu olup olmadığımı soruvermişti. Türkü dinlemek için solcu olmak mı gerekir ki? Bilememiştim.. Hâlâ da bilemiyorum, anlayamıyorum böyle şeyleri.. İncil okuyorsanız hristiyan; sarı kırmızı giymişseniz Galatasaray'lı; horon ediyorsanız Karadeniz'li; başörtünüz varsa yobaz, dinci; Nihal Atsız okuyorsanız Türkçü, Turancı; Atatürk'ün görüşlerini benimsiyorsanız Atatürkçü; biraz feminen bir erkekseniz ibne,.. Oysa İncili, Nihal Atsız'ı okurken sadece farklılıktan beslenmeyi istiyor olabilirsiniz ya da horon biliyorsanız basitçe, horonu seviyor olabilirsiniz; başörtüsü takıyorsanız bunu gerçekten istediğiniz ya da birinin zorlamasıyla takıyor olabilirsiniz ya da feminenseniz pekâla maço erkek tavrını benimsememiş bir insan olabilirsiniz. Ya da hakikâten bunları yaparken aslında onlarsınızdır.

Kime ne ki?
Kimi ilgilendiriyor bu durumlar?
Neden bunlardan biri değilken siz, karşınızdakini, bunlardan biri olduğu için aşağı görüyor veya yeriyorsunuz ya da değiştirmeye çalışıyorsunuz?
Var mıdır bunun akla yatkın bir açıklaması?
İnanın ben anlayamıyorum. Ve inanın anlamayı da hiç istemiyorum!
Bireysel tercihlerimin, başkalarına zarar vermemek koşuluyla, sadece beni ilgilendirdiğini düşünüyorum. Bunlar yüzünden benim hayatımda olmayı ya da olmamayı tercih edebilir insanlar, bu da onların meselesi oluyor. Ama ben bu şekilde varsam eğer beni böyle kabul etmeni tercih ederim. Aksi durumda, mümkünse git.. Çünkü kendi isteği dışında değişmiyor insanlar, kendileri isterlerse değişiyorlar..

Farklılıkların büyük zenginlikler barındırdığı şüphe götürmez bir gerçek. Bu zenginliklerden faydalanmak ise sağlam, önyargısız akılların işi sanırım.. Toplum olarak gün geçtikçe anlayışımızı yitirdiğimizi düşünüyorum ve bu çok üzücü.. İhtiyacımız olan sadece kişisel alanlara tecavüz etmemek. Ne kadar basit değil mi? Bir başkasına karşı olan tavrınızda haddinizi bilmek demek bu, nerede duracağınızı bilmek demek, ona tercihinden dolayı saygı göstermek demek, karşınızdaki kim olursa olsun hem de; anneniz, babanız, çocuğunuz, eşiniz, sevgiliniz, dayınız, yeğeniniz,..

Sonuç olarak;


Labels are for clothes, NOT for people! 

Etiketler giysiler içindir, insanlar için DEĞİL!













Yorum Gönder