Ekim 14, 2012

Stephen Hawking / Evreni Tanrı mı yarattı?

Stephen Hawking'in aşağıdaki videolarını izleyeli aylar olmuştu:

Evreni Tanrı mı Yarattı?

1/3

2/3

3/3

Sonrasında Ahmet Altan'ın Taraf Gazetesi'nde çıkan yazısına - http://www.taraf.com.tr/ahmet-altan/makale-kainat-ve-tanri.htm - denk geldim ve yeniden hatırladım. Ahmet Altan yazının sonunda şöyle demiş:

Tanrı var mı yok mu bilmiyorum ama onu aramak isteyen sonsuzlukta, galaksilerde, güneşlerde, yıldızlarda değil, insanda aramalı bence.

Sır, insanda çünkü.

İnsanlığın asırlar boyunca oluşturmuş olduğu inanç sistemleri o kadar güçlü ki, onların içinden çıkmak çok mümkün olamıyor zaman zaman. Tanrı var mı? Varsa nerede? Yoksa neden onu arama eğilimi gösteriyoruz?  İlle de düşüncemizde olduğu gibi göremediğimiz bir varlık mı olmak zorunda Tanrı? Peki ya neden kitaplarda cezalandıracak bir Tanrı'dan bahsediyor?

Aklımı kurcalamıştır her zaman; sevginin yaratıcısı olan bir varlığın neden ceza ile insanlığı yola getirmek istediği.. Belki de şöyle söylemeliyim: Neden dinler Tanrı'nın onun istediklerini yapmazsak bizleri cezalandıracağını anlatır? Gerçekten Tanrı'nın amacı bu mudur? Nedense oturtamıyorum aklımda sevginin temelini oluşturan; kainata sevgi, bilgelik saçan varlığın cezalandırma ile bir arada olmasını..

Ben, anne ve babaya benzetirim Tanrı'yı. Tanrı en büyük yaratıcıysa, anne ve baba da küçük birer yaratıcıdır.  Eğer dinlerin söylediği doğruysa, anne ve babaların yaptığı gibi ceza verme tehdidinden anlıyor olmalıyız ki biz insanlar, Tanrı da bizim anladığımız dille konuşuyor. Yoksa dinler neden cezadan bahsetsin ki? Kimbilir, belki de toplumsal inanışlarımız sadece ceza algısını belletiyordur bize. Bizler korkutularak, yaratıcılığı öldürülerek yetiştiriliyoruz. Yaşar Nuri Öztürk'ün bir saptaması vardır, ayrıntılarıyla hatırlayamıyorum ama der ki: Kuran, cezalandırmaktan çok Allah'ın bağışlayıcılığından bahseder. Hâl böyle iken neden sevgi ile değil de ceza ile eğitilmeye çalışılıyoruz? Ve tabi bir de, Dünya üzerindeki müslümanların davranışlarını görünce, bu dinin algılanış biçimi üzerine oturup düşünmek gerektiğini hissediyorum. Yani bir tarafta Rumî'nin, Şems'in algısı, bir tarafta da can alan, hayatlara müdahale eden, susturan, benim dinim doğrucu insanların algısı.. Bu, çok büyük bir çelişki içeriyor sanki.. Benim anladığım kadarıyla Kuran, sen kendi işine bak der. Ama neden pek dindarlar kendileri hariç her şeyle ilgilenirler? Nedir ki onları benim hayatım üzerinde bu kadar söz sahibi yapan? Neden beni kendi yollarına getirmeyi amaç bellemişlerdir? Hiç anlayamıyorum doğrusu..

Türlü çelişkiler yüzünden dine inanıp inanmamak arasında gidip geliyorum yıllardır. İlle de dine inanmak gerekli midir diye de düşünüyorum zaman zaman. Toplumun, ailenin, çevrenin bizlere dayatmasıyla din olgusunun içinde yetişiyoruz. Ve bu olgu atadan kalma olduğu için üzerinde düşünmeyi yasaklıyor bizlere. Doğrudan kabullenmelisin, yoksa Allah yakar! Kız kardeşimin bir arkadaşının deyimiyle "Tanrı faşist mi ki bizi yaksın?" Çok hoşuma gitmişti bu ifade.. Oldukça yalın ve anlamlı.. İnsanlar düşünce sistemlerini, sorgulamaya yönelik kurmalılar bence. Sorgulamadan kabul edilen her şey birkaç çapraz soruyla yıkılıveriyor..

Neyse..

Hawking'in canavar bir bilim adamı olduğu su götürmez bir gerçektir. Diyor ki: "Evrenin var olması için Tanrı'ya ihtiyaç yoktur. Çünkü Tanrı'nın evreni yaratmış olması için zaman olması gerekir ancak büyük patlama anında zaman diye bir şey yoktu." Çok basit aslında ve çok büyük bir olasılıkla da doğru. Bu iddiaya karşı çıkmadan önce şöyle düşünülmeli sanırım; evrenin oluşması için Tanrı'ya ihtiyaç olmaması, Tanrı'nın olmadığı anlamına gelmiyor olabilir. Ve sanırım Ahmet Altan'ın dediği gibi sır evrende değil de insanda olabilir. Kimbilir..

Ya içten gelen bir şekilde ya da çevresel etkiler nedeniyle Tanrı'ya inanma ihtiyacı duyuyoruz. Sonuç olarak, bir şekilde bizden daha üstün olduğunu düşündüğümüz bir varlığın olması iyi hissettiriyor. Ben kendi adıma bunun ısrarla reddedilmesi gereken bir şey olduğuna inanmıyorum. Tanrı varsa iyi ki var, bizi sevsin, içimizi ısıtsın, güzelleştirsin.. Yoksa da, vardır elbet bir bildiği ;)
Yorum Gönder