Ocak 20, 2013

İç savaş

Ne yapacağını bilemez bir hâlde doğruldu yatağından güçlükle. Bıraksa kendini, belki beş yüz yıl uyuyacaktı. İçindeki karmaşa hâli gittikçe derinleşiyordu. Yorgundu, fazlasıyla hem de. Sanki ölüydü; gözleri bakan, hareket edebilen bir ölü. Ne olmuştu ona? Belki de, Yeşil Yol'da insanları iyileştiren adamın yaptığının tersi bir şekilde, birileri yaşama enerjisini çekip evrene salmıştı, o da böyle, bakan bir ölü olarak kalmıştı. 

Karışıyordu her şey; gün - gece, rüya - gerçek,.. Korkuyordu, üşüyordu bazen ama anlatamıyordu kimseye.. Anlattığı da anlamıyordu aslında. Savaş vardı ve o bilmiyordu; iç savaş.. Evet evet, iç savaş.. İç savaş çıkmıştı, isyandaydı her yanı. Yaralanmıştı bir sürü, kanlar akıyordu. Kimse yardım etmiyordu. Yardım edebilecek olan da etmiyordu. Neden etmiyordu? İnanmıyordu.. Neden inanmıyordu? Bilmiyordu..  Yaraları sarılabilirdi oysa.. Bilmiyordu, anlamıyordu.. Anladığını sanıyordu, yanılıyordu. 

Gitmek istese, gidemiyordu; kalmak istese, iç savaş çıkıyordu; biraz gidip biraz kalmak istese, o hiç olmuyordu.. Olmuyor, yapamıyor, kabullenemiyordu..
İç savaşta birileri ölüyor, kimse görmüyordu..
Yorum Gönder