Haziran 26, 2013

"Hırpalanmış yerlerinden öperim çocuk.”

fotoğraf: sosyal medya
"Benim adım Ethem Sarısülük. Elimde silah yoktu. Polis beni başımdan vurdu ve öldüm. Katilimi serbest bıraktılar."

Düşündüm, düşündüm, düşündüm..
Ethem'in vurulduğu anın videosunu izledim, yine düşündüm.
Çok karışıktı ortalık, insanoğlu karmaşada ne yapacağını şaşırır dedim.
Biri sana saldırıyorsa, sen de saldırırsın dedim.
Polis de insan, onu da anlamak lazım dedim.
Anladım da aslında..
Anlamadığım tek şey silahını neden çıkardığı idi.
Sahi, o silahı neden çıkardın?
Sen silahını çıkardın, Ethem öldü..

Ethem'in öldüğü yerden geçmiştim geçtiğimiz Cumartesi. İnsanlar vardı; onun için, adalet için orada olan. İmza toplanıyordu Ethem için; adalet adına. İmzamı verdim, hüzünlü düşüncelere daldım..
Ethem artık yoktu..
Ben yürüyordum Kızılay'ın sokaklarında, başkaları da öyle.
Ama Ethem yürüyemeyecekti..
Ben güneşi görüyordum, başkaları da öyle.
Ama Ethem göremeyecekti..
Su içebiliyordum kana kana, başkaları da öyle.
Ama Ethem içemeyecekti..
Dondurma alıp sallana sallana gezebilecektim oralarda.
Ama Ethem gezemeyecekti..
Bir çiçeğin açışını göremeyecekti artık Ethem, çiçekler mezarında açacak çünkü.
Aradaki farkı görebiliyor mu karar vericiler?
Çiçeğin açışını görmek ile çiçeğin, mezarında açmasının arasındaki farkı..

İşte bunlar ve bunun gibi nice güzelliklerden mahrum bırakıldı Ethem. Ve bütün bu mahrum bırakılmalar yüzünden adalet gerekli.. Sadece adalet..
Bir adam, silahsız bir adamı vurdu ve vurulan öldü.. Bu kadar açık.. Vuran cezasını çeksin.
Adalet, yalnızca muktedirler için işleyen bir mekanizma olmaktan çıksın..

Ve Ethem:

“Ürkek bir serçe gibi eğme başını. Kaldır başını ve dimdik dur. Bu senin değil, ülkemin ayıbı. Hırpalanmış yerlerinden öperim çocuk.” 

Yorum Gönder